NEDEN RUHSAL VE MENTAL SAĞLIĞI ERTELEME EĞİLİMİNDEYİZ?
İnsan doğası gereği, değişimle ilişkisi karmaşık ve çoğu zaman çelişkili bir hal alır. Bir yandan gelişmek, daha iyi bir versiyonumuz olmak isterken, diğer yandan değişime karşı direnç gösteririz. Değişimden yüzleşmekten korkar kaçarız. Özellikle ruhsal ve mental değişim söz konusu olduğunda, bu direnç daha da belirgin hale gelir. Peki neden? Neden bireyler, psikolojik açıdan değişim için terapiye gitmeyi bu kadar erteler? Oysa gözle görülen göz önünde olan bir çok şey için maddi manevi olanakları zorlayarak arabamızı evimizi yada eşyalarımızı saçımızı saç rengimizi değiştirerek iyi olmaya çabalarız. Yaralandığımızda elimizi kestiğimizde soğuk algınlığında doğal ürünlerle eldeki imkanlar dışında hemen doktora gidip ilaç almak isteriz fakat yine mental yorgunluğumuza ruhsal sağlığımıza bu kadar önem hassasiyet gösteremeyerek yaralarımızı görmezden gelir, yardım almaktan ve bu olay olguyu değiştirmek için çaba ,maddi manevi desteği kendimize sağlamayız.
“İnsan en çok kendine acımazsızdır “ diye bir söz okumuştum gerçekten de öyle kendimize göstermediğimizi ilgiyi sevgiyi şefkati görülmeyi, kendimiz için talepte bulunmadığımız yardımı başkalarına yaptığımız gibi başkalarının da yaralarımızı sarıp sarmalamasını bekleriz. Oysa ilk olarak kendimizden başlamalıyız ruhsal mental sağlığımız için değişime ve desteğe. Peki bu değişimde bizi korkutan nedenler ne kısaca ele alalım.
Değişim, Bilinmeyenle Yüzleşmektir ve bilinmeyen bir alana adım atmak anlamına gelir. İnsan beyni, bilinmeyenden doğal olarak korkar çünkü kontrol edemediği şeyler onu tehdit eder. Terapiye gitmek, kişinin kendi duygusal dünyasının derinliklerine inmeyi gerektirir. Bu süreçte ortaya çıkabilecek acı, korku, öfke veya utanç gibi duygularla yüzleşmek zorunda kalır. Bu yüzleşme, kişiyi korkutabilir ve terapiye gitmeyi ertelemesine neden olabilir.
Toplumsal Yargılar; Ne yazık ki, ruhsal sağlık sorunları ve terapiye gitmek hala birçok toplumda damgalanmış durumda. “Terapiye gidiyorsan, demek ki delisin” gibi yanlış inanışlar, bireylerin yardım arayışını engelleyebilir. Toplumun yargılarından korkan bireyler, kendi iyilik hallerini göz ardı edebilir ve terapiye gitmeyi sürekli erteler. Oysa terapiye gitmek, bir zayıflık değil, tam tersine kendine ve hayata karşı sorumluluk almanın bir göstergesidir.
Değişim, Efor, Enerji ve Sabır Gerektirir, kolay bir süreç değildir. Terapi, kişinin kendini keşfetmesi, eski alışkanlıklarını sorgulaması ve yeni davranış kalıpları geliştirmesi için emek ve sabır gerektirir. Bu süreç, bazen rahatsız edici olabilir çünkü kişi, kendisiyle ilgili rahatsız edici gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalabilir. Bu zorluğu göze alamayan bireyler, terapiye gitmeyi erteleyebilir.
“Ben Kendi Kendime Hallederim” İnancı; Birçok insan, sorunlarını kendi başına çözebileceğine inanır. Bu inanç, bazen gururla da ilişkilendirilir. “Terapiye ihtiyacım yok, ben güçlüyüm” düşüncesi, kişinin yardım arayışını engelleyebilir. Oysa ruhsal sağlık, tıpkı fiziksel sağlık gibi profesyonel destek gerektirebilir. Nasıl ki bir kırık kemik için doktora gidiyorsak, ruhsal yaralarımız için de terapiye gitmek son derece doğaldır.
Değişim Korkusu: “Ya Eskisinden Daha Kötü Olursam? Ya da daha önce gittim hiç iyi hissetmedim bıraktım gb gerekçeler oluyor.Evet terapi bir arkadaş dost sohbeti gibi olmamanın yanında yüzleşilen duyguların, durumların ve farkındalığın vermiş olduğu acı, öfke, pişmanlık keşkeler olarak ortaya çıkabiliyor.
Değişim, belirsizlik taşır ve bu belirsizlik, kişide kaygı yaratabilir. “Ya terapi beni daha kötü bir hale getirirse?”, “Ya değişirsem ve çevrem bana yabancılaşırsa?” gibi düşünceler, bireylerin terapiye gitmeyi ertelemesine neden olabilir. Oysa değişim, her zaman olumlu yönde olmayabilir, ancak bu süreçte kişi kendini daha iyi tanır ve yaşamını daha anlamlı hale getirebilir.
Geçmiş Deneyimlerin Etkisi ;Daha önce terapi deneyimi yaşamış ve bu deneyiminden olumsuz sonuçlar almış bireyler, tekrar terapiye gitmekten kaçınabilir. Terapist ile kurulan ilişkinin kalitesi, terapinin başarısını doğrudan etkiler. Eğer kişi, geçmişte yeterli desteği bulamadıysa veya terapist ile uyum sağlayamadıysa, bu durum onun terapiye karşı olumsuz bir tutum geliştirmesine neden olabilir.
Peki Ne Yapmalı?
Değişim, her ne kadar zorlu bir süreç olsa da, kişinin kendini gerçekleştirmesi ve daha mutlu bir yaşam sürmesi için gereklidir. Terapiye gitmeyi ertelemek yerine, bu süreci bir “kendine yatırım” olarak görmek önemlidir. Unutmayın, ruhsal sağlık, fiziksel sağlık kadar önemlidir ve terapi, bu sağlığı korumanın en etkili yollarından biridir.
Eğer terapiye gitmek konusunda tereddütleriniz varsa, küçük adımlarla başlayabilirsiniz. Örneğin, bir arkadaşınızla bu konuyu paylaşmak veya bir terapistle ön görüşme yapmak, sürece dair korkularınızı azaltabilir. Değişim, cesaret ister ve bu cesareti gösterdiğinizde, kendiniz için attığınız adımların ne kadar değerli olduğunu göreceksiniz.
Sonuç olarak, değişime direnç göstermek insan doğasının bir parçasıdır. Ancak bu direnci aşmak, kendimizle ve hayatla daha sağlıklı bir ilişki kurmamızı sağlar. Terapi, bu yolculukta bize eşlik edebilecek en güçlü araçlardan biridir. Kendinize bir şans verin ve değişimin kapılarını aralayın.
Ruh sağlığımızın daha çok önemsendiği ve fiziksel yorgunluklarımız kadar mental yorgunluklarımızında farkına varıp kendimize hakettiğimiz önemi göstermek dileğiyle.....